Organları Tehdit Eden Moda
Türk Böbrek Vakfı uzmanları, kısıtlamalı şok diyetlerin böbrekler başta olmak üzere organlarda kalıcı hasara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Sosyal medyada "hızlı kilo verme" vaadiyle yaygınlaşan bu diyetler, estetik kaygılar uğruna sağlığı ciddi biçimde riske atıyor.
Yo-Yo Sendromu ve Metabolizma
Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın, şok diyetlerin hızlı kilo verdirse de vücudun yağ yerine su ve kas kaybettiğini belirtiyor. Uzun süre aç kalındığında metabolizma yavaşlar ve vücut kendini korumaya alır. Diyet bittiğinde ise alınan kilolar çoğu zaman geri gelir. Bu sürekli döngü "yo-yo sendromu" olarak adlandırılır ve hormonal dengeyi bozarak organların çalışmasını olumsuz etkileyebilir.
Böbrekler Üzerindeki Ağır Yük
Özellikle yüksek proteinli ve düşük kalorili beslenme, böbreklerin iş yükünü artırıyor. TBV Danışma Meclisi Üyesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, bu durumun böbreklerin süzme kapasitesini düşürdüğünü ve kronik böbrek yetmezliği riskini ortaya çıkardığını vurguluyor. Hipertansiyon ve diyabet hastalarında bu risk daha erken dönemde gelişebilir.
Dehidrasyon ve Taş Riski
Şok diyetlerdeki az sıvı alımı, dehidrasyona (susuz kalmaya) yol açar. Bu durum idrarı koyulaştırarak böbrek taşı oluşumunu hızlandırır ve akut böbrek yetmezliği riskini artırabilir. Ayrıca, asidik idrar yapısı, özellikle ürik asit taşları ve gut hastalığı riskini yükseltir.
Elektrolit Dengesizliği
Hızlı kilo kaybı sırasında sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum dengesi bozulabilir. Bu dengesizlik, kalp ritim bozuklukları, kas krampları, bulantı, kusma ve hatta bilinç bulanıklığı gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.
Sağlıklı Kilo Vermenin Yolu
Doç. Dr. Alpay, amacın sadece kilo vermek değil, organları koruyarak kilo vermek olması gerektiğini ifade ediyor. Protein, karbonhidrat, yağ ve lifin dengeli alındığı, günde 2–2,5 litre su tüketimini içeren bir beslenme programıyla haftada 0,5–1 kilo vermenin fizyolojik ve sağlıklı olduğunu vurguluyor.